Öldürülüşünün 16. yılında anılıyor, gazeteci Metin Göktepe… Hatırlarsınız oğlunun çok benzediği anne Fadime Göktepe, hepimizin içini dağlamıştı ağlarken… Metin’in fotoğrafı elinde, insanın içine fazla işleyen acı doluyla gözleriyle hakkını, haklarını arıyordu. Metin Göktepe belgeselinde “Beni de öldürün” haykırışları hala kulaklarımızda. Oğul öleli onca yıl oldu, ne değişti geçen zamandan başka?
“Her zamanki gibi uyandı. Traşını oldu. Bir bardak çayını içti. Sonra çıktı gitti.” Evrensel Gazetesi’nin muhabiri Metin Göktepe, bir daha eve dönmedi. 8 Ocak 1996 tarihinde cezaevinde öldürülen iki tutuklunun cenazesini izlemek için görevi başındayken polislerce toplu halde gözaltına alınan bin kişinin arasındaydı. Gözaltına alındı, “gazeteciye özel mumamele” diyen polislerin dayaklarıyla öldürüldü.
Bir gazetecinin ölümü, büyük bir yankı uyandırdı. Polisin öldürdüğü gerçeği ‘duvardan düştü’ iddialarıyla çürütülmeye çalışıldı. Ancak kamuoyu baskısıyla gözaltında dövülerek öldürüldüğü ortaya çıkarken dönemin İçişleri Bakanı Teoman Ünisan durumu kabul etmek istemedi. Daha sonra Fadime Göktepe’den özür dilemek zorunda kaldı ancak kuru bir özürle oğlunun ölümü unutturulamayacaktı. Göktepe’nin annesi bu sorumluların yargılanmasını talep etti. İlden ile sürülen dava 1998 yılında yapılan mahkemede alınan kararla 11 memurdan altısına 7 yıl 6 ay hapis cezası verilerek sonlandı. Kamuoyunda Rahşan affı diye bilinen afla şartlı tahliyeden yararlanan polisler, toplam 1 yıl 8 ay yatarak salıverildi.
Her yıl kırmızı karanfillerle anılan gazeteci Metin Göktepe, aralarında Sabahattin Ali, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı gibi öldürülmüş gazeteciler içinde ilk katilleri yargılanmış gazeteci olarak Türkiye tarihinin karanlık tarihinde yerini aldı.
Sonra?
—
Daha nice gazeteciler öldürüldü ya da düşünceleriyle ‘suç işleyip’ (!) hapislere düştü.
Türkiye’de ’Metin’ olmak belki de böyle bir şeydi…









