Kategori | hippi kız'ca, kitaplık

Kedilere ve şiirlere dair…

Kedi boyun eğmez, anarşisttir. Kedi özgürdür, yalnızdır. Kedi suç işler, arkasına bakmadan çeker gider. Kedi sevmezse sevmez, ukaladır. Kedinin herkesle işi olmaz, tek tabancadır. Kedi candır, dokuz candır. Kedi edepsizdir ama kedi edebidir!

kedilerime…

dizüstü bilgisayarımın üzerinde bir kedi

ya harfleri çok seversin ya beni
ısınan klavyeyi hesaba katmıyorum
böyle kandırıyorum kendimi…

Boşuna değildir Nazım’ın, Özdemir Asaf’ın, Orhan Veli’nin ve nicelerinin kedi üzerine şiirler yazması. Kedinin edebiyata bu kadar yakışmasının altında sadece endamı ya da yerine göre kuyruk sallaması yatmaz, kendine has tavrı, fazla önemli canı yatar… Bencildir kedi, o bencilliğinden özgündür, özgürdür, çekip gider bir gün…

Benim hayatımda ocakta fokurdayan çaydanlıktır kedi. Sıcaktır, dokundun mu yakar. Önce Mamu’dur, Yoğurt’tur sonra Ortaçgil’in Büyük Kedileri, Haydar Ergülen’in Üzgün Kediler Gazeli’dir… Sonra da adını bilmediğim tüm kediler sıralanır dizlerime, dizelerime. Ama bu aslında bir şiir değildir.

Kediler sürprizlidir. Ne yapacakları belli olmaz. Seversin tırmalar, sevmezsin gelir yanına oturur, senden arsızca sevgi dilenir ama o an incecik kızarmış bir ekmek dilimidir.

Kedileri seven hem çok hem de azdır. Kediye nankör diyenlerin edebiyatla işi olmaz. Kediyi sevenlerin kitaplığından kitap eksik olmaz! (Öyle umalım be hayat, ne olmuş yani!)

kedi kadının yanındaydı,
kadın gecenin yanındaydı.

kedi gitti geceye değdi,
karardı,
döndü kadına değdi.

bir kadın portresi belirdi;
elinde siyah bir gül vardı,
kucağında kırmızı bir kedi.

Özdemir Asaf

tek parmakla dokunmak için
biraz büyük bir hayvandır kedi.
kuyruğu başına değer,
bu çemberde döner
ve yanıtlar okşamayı.

ama geceler, gözlerini görür insan
solgunluk, doğuştan tek yetileri.
çok büyüktür bu gözler, saklanmaz
ve çok ağır, düşlerin yitik rüzgarı için.

dans ettiğinde kedi
hapishanesini yalıtmak içindir bu
ve düşündüğünde
gözlerinin duvarında dek gider.

paul eluard


su başında durmuşuz çınarla ben, bir de kedi.
suda suretimiz çıkıyor
çınarla benim bir de kedinin.
suyun şavkı vuruyor bize
çınarla bana bir de kediye

nazım hikmet


çatı saçak direk
boyunca akşam ve ağaç
iki kedi oturmuş duvara
karşılıklı
iki sevdalı kedi
iki totem gibi.

oktay rifat


uyuşamayız, yollarımız ayrı;
sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi;
senin yiyeceğin, kalaylı kapta;
benimki aslan ağzında;
sen aşk rüyası görürsün, ben kemik.

ama seninki de kolay değil, kardeşim;
kolay değil hani,
böyle kuyruk sallamak tanrının günü.

orhan veli

I

 toprağın altından bağlanıyor
artık telefon telleri
ve bir telaş
yüreğini sarıyor serçelerin
gördükçe kedileri

 II

anlar mı serçelerin
neden göç etmediğini
sobanın kurulmasını
bekleyen
kedi

III

yalnızca rüzgar gelir
ölü bir serçenin
cenaze törenine
ve usulca
kımıldatır tüylerini
kediden önce

sunay akın

 kucağımdaydı kedi.

gözlerindeydi gözlerim,
gözleri gözlerimdeydi.
ellerimi tırmalıyordu elleri…
ürperdim, birden içim titredi.

bir gün, bir evde, bir kedi
vardı.
o gün, bir evde, o kedi
beni taa çocukluğumdan aldı.

o gün, o evdeki, o kedi,
bak-işte, neler olmuş der gibi,
getirdi beni gençliğime bıraktı.
anı bahçelerinde üşümek sıcaktı.

babamın öldüğünde aylardan Hazirandı,
o elli dördündeydi, ben yedi.
bir ışık söndüğünde yol yandı.
o kedi bunları nasıl da bildi.

bir gündü, bir evdi, o kedi
taş attı bütün kuyularıma.
durup-dururken dikenli uykularıma

ninniler söyledi.

bu bir öykü idi;
ben mi anlattım, o mu dinledi.
saklamalı mıydı, ya da söylemeli mi;
ne o ev vardı, ne o gün, ne de o kedi.

özdemir asaf

 su basında durmuşuz,
çınarla ben.
suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim.
suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana.

su basında durmuşuz,
çınarla ben, bir de kedi.
suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim, bir de kedinin.
suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana, bir de kediye.

su basında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.

su basında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.

su başında durmuşuz.
önce kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
sonra ben gideceğim,
kaybolacak suda suretim.
sonra çınar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
sonra su gidecek
güneş kalacak;
sonra o da gidecek…

su basında durmuşuz.
su serin,
çınar ulu,
ben şiir yazıyorum.
kedi uyukluyor
güneş sıcak.
çok şükür yaşıyoruz.
suyun şavkı vuruyor bize
çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze…

 nazım hikmet 
 

 

 

 

 

 

Paylaş!

İlgili yazılar:

Yazan:

- toplam 863 yazı eklemiştir.


Yorum Yazın

Facebook sayfamı takip et

- Facebook Members WordPress Plugin

Twitter sayfamı takip et

Arşivime göz at

Blogger's Base
Sansüre Sansür